Yavuz Sultan Selim'i Yakından Tanıyalım


data-ad-client="ca-pub-8447255288543551"
data-ad-slot="3941138620"
data-ad-format="auto">

yavuz sultan selim

Yavuz Sultan Selim Han İstanbul tersanelerinde yeniden 150 parça kadırgayı tezgaha koydurmuştu. Bu do­nanma ile Avrupa’yı tutup yeni bir İran se­feri ile bu devletin işini bitirmek ve Türkiye-Türkistan yolunu açmak istiyor­du. Türkiye topraklarını 2,5 mislinden faz­la genişletti. Büyük fütuhatı Türkiye 4 asır muhafaza etti ve bir kısmını bugün de muhafaza ediyor. 2 ağabeyi hayatta olduğu halde tahta çıkabilmek hünerini gösterdi. Devlet mefhumu üzerinde hiç bir şey kabul etmedi. Tarihin en büyük cihangirlerinden biri olarak tarihe geçti.

Uzuna yakın orta boylu, çatık kaşlı, sert bakışlı, iri ela gözlü, padişahlarda tek istisna olarak sakalsız, fakat palabıyıklı, asabi, üstün zekalı, korkusuz, mahir avcı, fevka­lade süvari ve silahşördü. Burnu, bütün Osmanoğulları gibi şahin burnu idi. Bir ka­rara varmadan önce bilgi ve zekasına gü­vendikleri ile hem gizlice, hem divan halin­de danışır, mevzuu inceletir, ayrıca kendisi düşünürdü. Kararı verdikten sonra radikal şekilde ve tavizsiz uygular, bu karara bile­rek, bilmeyerek çarpanları mahvederdi. Ve­zirliği ikbal yeri değil, mihnet yeri haline getirdi. Halk ‘'Sultan Selim’e vezir olasın!” diye bedduaya başladı. IV. Murad hariç, padişahların en sert ve amansız mi­zaçlısıdır. Uyuşuk hale gelmiş devlet yöneti­mine ve politikasına büyük aktivite getirdi. Devletin bütün organlarını ve görevlilerini her an amade hale koydu. Hazineyi hep dolu tuttu. Devlet istihbaratına çok ağırlık verdi. Cihan politikasına tamamen vakıftı. Sade ve basit giyinirdi. İlim ve sanat erbabına saygı gösterir, bol para dağıtırdı. Ge­celeri mutlaka okur ve okurken gözlük ta­kardı. Mevlevi muhibbi idi. Tarih, edebi­yat, felsefe, tasavvuf gibi sahalarda alimdi. Farsçayı en iyi bilen Osmanoğlu odur. Farsça divanı ve Türkçe az sayıda şiiri var­dır (Rakibi Şah İsmail’in ise Türkçe bü­yük, Farsça küçük bir divanı vardır). Bütün tarihin en büyük hükümdarlarından biri şöhretini, kısa saltanatında yaptı. Osmanlı hükümdarları arasında askerlik dehası ba­kımından dedesi Fatih’ten, dış politika ve devlet yönetimi dehası bakımından dedesi Fatih ve oğlu Kanuni’den, bilgi ve kültür bakımından dedesi Fatih ve babası II. Bayezid’den sonra gelir.

Yavuz Sultan Selim Dönemi Osmanlı Devletindeki gelişmeleri kısaca özetleyecek olursak;

a) Yavuz Sultan Selim tahta çıktığı zaman Türkiye, Asya’­da (Anadolu) 596.000 km2 + Avrupa’da (Balkanlar ve Doğu Avrupa) 1.777.000 km2 = 2.373.000 km2 idi. Yavuz’un ölümünde, dünyanın siyasi coğrafyası tamamen değiş­mişti.

b) Osmanlı Cihan Devleti: Asya’da 905.000 km2 + Afrika’da 2.950.000 km2 + Avrupa’da 1.702.000 km2 = 6.557.000 km2 idi. Bu tablo, 1514-18 arasındaki 4 yıl­da elde edilmiş, sınırlar 2,5 mislinden fazla büyümüştü.

c) İmparatorluğun en büyük ve protokolde 1. eyaleti olarak Mısır kurul­muştu. Mısır sultanlık (imparatorluk) ve ayrıca halifelik taçları, Türk hakanı ve Roma kayseri unvanlarının yanında, Osmanoğulları’na geçmiş, 4 imparatorluk tacı, Osmanlı padişahının şahsında birleşmiş­ti.

d) Oruç Reis ve kardeşi Barbaros Hayreddin Paşa, ayrıca bu dönemde Cezayir eyaletini kurmuşlardı.

e) Osmanlı hakimi­yeti yalnız Mısır ve Doğu Afrika’ya değil Kuzey Afrika’ya da yayılmıştı. Mozambik’teki Şirazi melikleri bile Yavuz’a itaat etmişlerdi.

f) Bugünkü Adana, Gazi­antep, Hatay, Urfa, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Muş, Bingöl, Bitlis, Tunceli, hatta Maraş, Artvin, Gümüşhane, kısmen Erzu­rum taraflarını Anadolu Türk birliğine ka­tan ve bugünkü Türkiye’nin doğu ve güney sınırlarını tespit eden Yavuz Sultan Se­limdir.

g) Türkiye’yi Batı Akdeniz’e çıkardı. Hint Okyanusu’na eriştirdi, Kızıldeniz’i iç deniz haline getirdi, Basra Körfezi’ne eriş­mek için de oğluna tam bir ortam hazırladı. Kanuni’nin deniz siyaseti için her türlü kolaylığı sağladı.

h) Türkiye’nin hemen her sahadaki gücünü, dünyanın geri kalan dev­letlerinin toplam gücü seviyesine çıkardı. Bu seviyeyi aşmak ve imparatorluğu onun bıraktığının daha 3 misline çıkarmak imka­nını haleflerine hazırladı. Ama oğlu Kanuni, Avrupa’da ansızın zuhur eden ve İspan­ya ile Almanya’yı birleştirerek bu kıtayı tehdit eden Charles-Quint dolayısıyla Avrupa ve Akdeniz politikasına gömüldü. Doğu ve İran politikası ikinci derecede kaldı. Bu da Yavuz’un tasarladığı müstakbel Osmanlı Türk imparatorluğunu, başka bir sahaya çekti.

kategori: 

Yeni yorum ekle

Zircon - This is a contributing Drupal Theme
Design by WeebPal.