Nizam-ı Cedid ve III. Selim'in Tahttan İndirilişi


data-ad-client="ca-pub-8447255288543551"
data-ad-slot="3941138620"
data-ad-format="auto">

üçüncü selim

III. Selim devri, Türkiye’nin iç tarihi bakı­mından, Yeniçeriler ‘in en azgın, halka en musallat oldukları bir dönem olarak da kayda değer. Yalnız İstanbul’da değil, Belgrad gibi uzak şehirlerde bile tam bir Mafya kuran yeniçerilere haraç vermeksizin ticaret, hatta esnaflık yapmak imkansız bir hale gelmişti. Bu dönem yeniçerileri, Ana­dolu ve Rumeli’nden gelip ocağa kapağı at­mış işsiz güçsüz Türk delikanlılarıdır, dev­şirme değillerdir, son devşirme bir asır önce yapılmış, sonra vaz geçilmiş, ocağa Türkler alınmaya başlanmıştı. Bunlar eski eğitim sisteminden tamamen uzaklaşmışlar, hiç bir ciddi askeri eğitim görmüyor, sadece silah kuşanıyor, savaşta, muharebe meyda­nında düşmanı daha uzaktan görünce kitle halinde ve bazen hiç silah atmadan kaçı­yorlardı. Mala olduğu gibi cana ve ırza te­cavüz hadiseleri de çok arttı. Kanuni dev­rinde İstanbul şehrinde cinayet ortalaması yılda 1 iken, III. Selim devrinde günde 10' un üzerine çıktı. O zamandan beri şehrin nüfusu 3 misli kadar artmıştı ama rakam­ların nispetsizliği, devletin ordu adını taşı­yan sürünün elinde kaldığını, disiplin ve asayişi sağlayamadığını gösterir.

Kabakçı İhtilali Osmanlı tarihinin en aşağılık ihtilallerinden biri, tam bir irtica hareketidir. Yeniçeriler ve diğer Kapıkulu ocakları ayaklanarak, Nizam-ı Cedid'in gerek askeri, gerek idari olarak ilgasını istediler. Nizam-ı Cedid mucidi padişahın da tahttan ayrılmasını talep ettiler. Gerçi Nizam-ı Cedid ricalinin yolsuzlukları ve sultaları açığa çıkmıştı, pa­dişahın da bunları bilmesine rağmen refor­mu başarılı kılmak için adamlarını himaye ettiği açıktı. Ancak 14 yıllık radikal bir re­form tam netice alınacakken kesintiye uğ­radı ve Türk devleti bunun akıl almaz dere­cede zararlarını gördü, artık Batı ile mesa­fesini kapatamadı. Nizam-ı Cedidciler için­de gerçek milliyetçiler yanında menfaatçiler de çoktu. Fakat ihtilalcilerin tamama yakını, çok daha düşük bir karakter ve ah­lakı temsil ediyorlardı. Padişahın amcazadesi Veliaht Şehzade Mustafa’nın desteğiyle, büsbütün şımardılar. III. Selim’in bir kaç saatte isyanı bastırması çok kolayken, Nizam-ı Cedid alaylarına -kan dökmemek için- kışlalarında kalmak emri verdiği ve tahttan çekildiğini bildirdiği görüldü. Bu da, bu gibi hareketlerin, merhamet sahibi halim selim liderlerce değil, çok radikal şe­kilde davranarak yürütülebileceği hususun­da II. Mahmut’a ders teşkil etti.

IV. Mustafa tahta çıktı ve Nizam-ı Ce­did -ki devlete akıl almaz meblağlara mal olmuştu- ilga edildi. Bununla beraber IV. Mustafa, III. Selim’i tahttan indirenleri te­mizlemek için harekete geçti. Nizam-ı Ce­did’i tutmuyordu, eski düzeni beğeniyordu ama bir padişaha ve Osmanoğulları’na ka­fa tutulmasını da hazmedemiyordu. Bu yüzden ihtilalcileri temizlemek için Tuna ordusunu, başlarında Alemdar Mustafa Paşa olmak üzere İstanbul’a çağırdı. Alem­dar, Kabakçı Kastamonulu Mustafa adil yeniçeri neferi dahil ihtilalcileri temizledikten son­ra, padişahın harp halinde bulunulan Rus cephesine, Tuna’ya dönülmesi emrini dinlemeyip Topkapı Sarayı’nı bastı. Zira İs­tanbul’a gelmekten asıl maksadı, efendisi III. Selim’i tekrar tahta çıkartıp Nizam-ı Cedid’i yeniden ilan etmekti. Nizam-ı Ce­did liderleri, onun yanına kaçmış ve cahil bir halk adamı olan Alemdar’ı avuçlarına almışlardı. Alemdar, padişahı bir hafta ön­ceki İstanbul dışına çıkışında -mertliğe ay­kırı bulduğu için- tevkif ettirmemiş, Nizamdı Cedidciler’in büyük tenkitlerine hedef olmuştu. Yedi gün hiç bir şey yapma­yıp padişahı şüphelendirerek İstanbul'da kaldıktan sonra, sarayı bastı. Sarayın topografyasını bilmediği için yarım saat geç kaldı ve bu arada IV. Mustafa’nın emriyle III. Selim şehit edilip cesedi Saray avlusu­na giren Alemdar’ın ve Nizam-ı Cedid li­derlerinin önüne atıldı. Bu sırada III. Se­lim, dairesinde ney üflüyordu, kendini katillere karşı bir kaç saniye elindeki Ney’le savunması meşhurdur. Veliaht-Şehzade (İkinci) Mahmut, büyük şans eseri katillerin elinden kurtuldu. IV. Mustafa tahttan indirilip o tahta geçirildi. III. Selim’in katli ve cinayeti ile uzaktan yakından ilgili olanları, bu hususta en küçük ihmal, tereddüt ve kusur gösteren­leri derhal öldürttü ki, sayıları 1.000 kadar­dır ve içlerinde 10 cariye de vardır. III. Se­lim’in felaketine sebep olan zihniyeti kö­künden yok etmek için ise büyük sabırla 1826’ya kadar bekledi.

III. Selim’in hiç çocuğu olmadı. Kendisin­den 24 yaş küçük olan amcasının oğlu Şehzade Mahmut’u, kendi fikirleri istikametinde ve kendisinin gördüğü mükemmel tahsili de vererek yetiştirdi ki, Türk tarihi­ne yaptığı en büyük hizmetlerden biri ola­rak kayda değer. Zira II. Mahmut sıradan bir hükümdar olsaydı, Türkiye o tarihte Türkistan’a dönerdi. Katlnden sonra III. Selim, 1 yıl, 2 ay, Topkapı Sarayı’ndaki dairesinde yaşadı. Şehadetinde 47 yaşında idi. Şehit edilmesi, kendisi gibi bir reform­cu olan II. Osman’ın şehit edilmesinden 186 yıl sonradır ve arada hiç bir padişah öl- dürülmemiştir. Babası III. Mustafa’nın yaptırdığı Laleli Camii’nin cadde üzerinde­ki türbesinde babasının yanına gömüldü. Türk musikisinin, şiirinin, ilim ve sanatının emsalsiz koruyucusu idi. Sadrazamları­nın en ünlüleri 4 yıl, 7 ay iktidarda kalan Koca Yusuf Paşa ile 8 yıl, 11 ay iktidarda kalan Yusuf Ziyaeddin Paşa’dır.

kategori: 

Yeni yorum ekle

Zircon - This is a contributing Drupal Theme
Design by WeebPal.