Namık Kemal'in Hayatı ve Eserleri


data-ad-client="ca-pub-8447255288543551"
data-ad-slot="3941138620"
data-ad-format="auto">

NAMIK KEMAL, Şair, yazar, gazeteci ve fikir adamı. (1840-1888). Asıl adı Mehmed Kemal'dir. Tekirdağ'da doğdu. Babası müneccimbaşı Asım Bey'dir. Annesi, O küçük yaştayken ölünce, büyükbabası Abdüllatif  Paşa tarafından büyütüldü. Abdüllatif Paşa, memur olduğu için onunla birlikte Anado­lu'nun ve Rumeli'nin çeşitli yerlerinde bu­lundu, özel öğretmenlerden dersler aldı. Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi. Kars'ta kaldığı bir buçuk yıl içinde hocası Vaizzade Mehmed Efendi'nin teşvikiyle şiir yazmaya başladı. Bu şiirler nedeniyle dedesinin arka­daşı Eşref Paşa tarafından kendisine "Na­mık" mahlası verildi. Büyükbabasının görevden alınması üzerine İstan­bul'a geldi. Tanın­mış şairlerin toplantılarına katıldı. Babıali Tercüme odasına memur oldu. O dönem­de, hayatının yö­nünü değiştirecek olan Şinasi ile tanıştı. Onun etkisinde kalarak Batı edebiyatı ve kültürüyle ilgilendi. Şinasi’nin çıkardığı Tasvir-i Efkar gazetesinde yazmaya başladı. Şinasi, Paris'e gitmek zorunda kalınca, Tasvir-i Efkar'ın yayımını tek başına sürdürdü. Böylece gazeteciliğe ve siyasete atılmış ol­du.

Sosyal konularda ve eğitim sorunlarıyla ilgi­li yazılar yazdı. Baskı yönetimiyle savaşmak için kurulan Yeni Osmanlılar Cemiyetine girdi. Yazılarıyla hükümetin tutumunu eleş­tirdi. İstanbul'dan uzaklaştırılmak amacıyla Erzurum vali yardımcılığına atandı (1867). Bu görevi kabul etmeyerek Ziya Paşa ile bir­likte önce Paris'e, oradan da Londra'ya gitti. Burada Hürriyet gazetesini çıkardı. 1870'de İstanbul'a döndü, ibret gazetesinin çıkarıl­masına katıldı. 1872'de Gelibolu mutasarrıf­lığına atandı. Bu görevde çok kısa bir süre kaldıktan sonra İstanbul'a geldi. Yine bu ga­zetede hükümeti güç durumda bırakan ya­zılar yazdı. "Vatan yahut Silistre" adlı oyu­nunun Gedikpaşa tiyatrosunda temsili sıra­sında olaylar çıktı. Namık Kemal ve arka­daşları tutuklandı. Namık Kemal, Kıbrıs'ta Magosa Kalesi'ne hapsedildi. 5. Murad pa­dişah olunca İstanbul'a döndü (1876). Şura­yı Devlet üyeliğine getirildi. Kanun-i Esasi'yi (Anayasa) hazırlamakla görevlendiri­len kurulda çalıştı. 2. Abdülhamit, Rus Savaşı'nın başlamasından (1877) sonra Namık Kemal'i Midilli Adasına sürdürdü. Daha sonra buranın mutasarrıflığına getirildi (1884). Bir süre sonra Sakız Adası mutasarrı­fı oldu ve burada, yakalandığı zatürreye ye­nik düştü. Mezarı, daha sonradan vasiyeti üzerine nakledildiği, Bolaylı'da Şehzade Sü­leyman Paşa'nın türbesinin bahçesindedir.

Türk tarihinde vatan, millet ve hürriyet gibi kavramlardan bilinçli olarak ilk defa söz eden ve bunları ölünceye kadar savunan Namık Kemal, bu yönüyle aynı zamanda milli bir kahraman niteliğine sahiptir. Bu büyük idealist, aynı zamanda yaşadığı dev­rin gerçek aydın özelliklerine de sahiptir. Türk edebiyatında fikre ve aksiyona bağlı edebiyat anlayışını ilk defa uygulayan Namık Kemal, bu yönüyle de etkileri günümüze kadar gelmiş belli başlı isimlerden biridir. 19. yüzyıl Türk şairlerinin en ünlülerinden biridir.

Başlıca eserleri; tiyatroda, "Vatan yahut Si­listre", "Gülnihal", "Akif Bey", "Zavallı Çocuk", "Celaleddin-i Harzemşah" ve "Kara Bela"dır. Vatan yahut Silistre, yabancı dille­re çevrilmiştir. Romanları, "İntibah" ve  "Cezmi"dir. Cezmi, Türkiye'de tarihi romanın ilk örneğidir. Tarih, biyografi ve edebi tenkit türünde eserleri de vardır.

kategori: 

Yeni yorum ekle

Zircon - This is a contributing Drupal Theme
Design by WeebPal.