I. Mahmud Dönemi Osmanlı Devleti (1696-1754)


data-ad-client="ca-pub-8447255288543551"
data-ad-slot="3941138620"
data-ad-format="auto">

1.mahmud

Yirmi dördüncü Osmanlı padişahıdır.(1696-1754) II. Mustafa’nın  oğludur. Edirne’de altı yaşında iken babasının da katıldığı büyük bir törenle öğrenime başladı. 1703'te padişahlıktan indirilen ba­bası ve kardeşleriyle birlikte Eski sarayda bir daireye yerleştirildi. Uzun süre kapalı bir hayat yaşadı. Patrona Halil ayaklanmasında, hükümdarlıktan ayrılmak zorunda kalan amcası III. Ahmet'in yerine padişah oldu (1730). III. Ahmet, ona. "Devlet işleri­ni kendin gör, kimseye güvenme, bir veziri uzun süre görevde bırakma, iyilik etmekten geri kalma, hazineyi dolu bulundur. Babanın ve benim durumumu gözden uzak  tutma“ diye nasihat etti.

I. Mahmut, hükümdarlığının ilk günlerin­de çok güç duruma düştü. Ayaklananların ileri gelenleri, devlet işlerini ellerine aldılar, Önemli görevlere kendi adamlarım getirdiler. I.Mahmut, Patrona Ha lil'in isteğiyle bazı vergileri kaldırdı. Kağıthane'deki köşklerin yakılmayıp yıkılmasına izin verdi. Bursa'da sürgünde bulunan Kaplan Giray, Kırım hanlığına, ayaklanma sırasında veresiye et veren Rum kasabi Yanaki, Boğdan voyvodalığına atandı.

Artık zorbaların bu uygunsuz davranışlarına bir son verilmesi zaman gelmişti. I. Mahmut, güvendiği kimselerle gizli görüşmeler yaptı. Zorbaları ortadan kaldırmak için bir plan hazırladı. Rusya'ya açılması düşünülen savaş hakkında görüşmek üzere, ayaklananların elebaşları saraya çağrıldı. İlk toplantıda kendilerine iyi davranıldı ve güvence verildi. Elebaşılar, ikinci toplantıya yanları­na silah almadan daha az bir kuvvetle gel­diler. Bunlar, padişahın yanına çıkmak üzere birer birer alındıkları yan odalarda öldürüldüler. Cesetleri, III. Ahmet çeşmesinin önüne bırakıldı. Böylece devlet otoritesi sağlanmış oldu. Altı ay sonra, yeniçerilerin ve cebecilerin katılmalarıyla yeni bir ayaklanma patlak verdi. Fakat halk bunlara karşı çıktı. Vakit geçirilmeden ayaklananlar üzerine kuvvet gönderildi. Şiddetli çarpışmalardan sonra bu olay da bastırıldı. Ayak­lanan askerler, İstanbul'dan sürüldü.

I. Mahmut, bundan sonra İran savaşlarına önem verdi. Serdarlığa atadığı Bağdat vali­si Ahmet Paşa, İranlıları Kurican savaşında yenilgiye uğrattı (1731). Hekimoğlu Ali Pa­şa da Urmiye ve Tebriz'i aldı. İranlıların is­teği üzerine Ahmet Paşa Antlaşması yapıldı (1732), Bu antlaşma ile Tebriz, Hemedan ve Luristan tarafları İran'a, Tiflis; Revan, Şir­van ve Dağıstan Osmanlılara kalacaktı. I. Mahmut, Tebriz'in İranlılara bırakılmasını uygun görmedi. Savaşın sürdürülmesini is­tedi. Büyükvezirliğe Hekimoğlu Ali Paşayı getirdi, İranlılara yeni­den savaş açıldı. Nadir Şah dâ Ahmet Paşa ant­laşmasını tanımadı; kar­şı saldırıya geçerek Or­manlı kuvvetlerini ye­nilgiye uğrattı. Tebriz'i aldı ve Bağdat'ı kuşattı, Bunun üzerine Gürcü İsmail Paşa büyükvezir­liğe getirildi. Kırım ha­nlığına Kafkaslar üzerin­den İran'a gitmesi bildi­rildi. Fakat, Kırım ordu­su, Kabartay bölgesinde Ruslar tarafından dur­duruldu. Bu olay nede­niyle Rusya'ya savaş açıldı (1736). İranlılarla eski sınır üzerinden ba­rış yapıldı ise de uzun sürmedi. Nadir Şah Irak'ı ele geçirmek amacıyla Osmanlı ülke­lerine saldırdı (1743). Bu savaşlarda bazen İranlılar, bazen de Osmanlılar üstün seldi­ler. İran'da karışıklıklar çıkması üzerine Kasrı Şirin Antlaşması’ndaki koşullara uy­gun olarak barış yapıldı (1746).

Ruslar, İran'daki Osmanlı kuvvetlerine yardım etmek için Kırım ordusunun Ka­bartay bölgesinden geçmesine engel ol­muşlar, buranın kendilerinin koruyuculu­ğunda bulunduğunu ileri sürmüşlerdi. Bu­nunla da kalmayarak Kırım kuvvetlerinin Kuban'a inmesini bir saldın saymışlar, karşılık olarak Azak kalesi Üzerine yürümüşler, Kırım'a girmişlerdi. Bunun üzerine I. Mahmut'un da katıldığı divanda Rusya'ya savaş açılmasına karar verildi (1736),

Avusturyalılar, Ruslarla barış yapılması için araya gireceklerini bildirerek bir süre Osmanlıları oyaladılar. Gerekli hazırlıkları tamamladıktan sonra Rusya'nın yanında savaşa katıldılar (1737). Avusturya orduları üç koldan Türk topraklarına girdiler; Rus­ların özi kalesini aldıkları sırada Niş'i ele geçirdiler; İzvornik ve Eflak'a saldırdılar. I. Mahmut, büyükvezirliğe Muhsinzade Ab­dullah Paşayı getirdi. Köprülüzade Ahmet Paşayı da Rumeli valiliğine atadı. Hekimoğlu Ali Paşa, Bosna'da topladığı gönüllü askerlerle Avusturyalıları yenilgiye uğ­rattı ve Bosna'dan çıkarttı, İvaz Mehmet Paşa, Vidin yakınlarında düşman kuvvetle­rini yendi. Köprülüzade Ahmet Paşa da Niş'i geri aldı.

İstanbul'a dönen ordu, büyükvezirliğe ge­tirilen Yeğen Mehmet Paşanın komutasın­da yeniden Avusturya seferine çıktı; amaç Belgrad'ın geri alınması idi. Osmanlı ordusu Tuna'yı geçerek Temeşvar'a akınlar yap­tı. Adakale alındı; Belgrad kuşatıldı.

Ruslara karşı yapılan savaşlarda da başarı kazanıldı. Bender komutanı Numan Pasa, Kırım askerleriyle birlikte Özi'yi kurtar­mak için yaptığı savaşlarda üstünlük sağla­dı, Türla'yı (Dinyestr) aşmak isteyen Rus kuvvetlerini geri çekilmek zorunda bıraktı. Kaptanıderya Süleyman Paşa, Kırım kıyıla­rında Rus donanmasını yaktı (1738). Özi ve Kuburun kaleleri geri alındı. Osmanlı or­dusu, ertesi yıl Belgrad üzerine yürüdü, Belgrad önünde Avusturyalılar ağır bir ye­nilgiye daha uğratıldı. Avusturya barış iste­mek zorunda kaldı. Yalnız kalan Ruslar da bir süre sonra barış istediler. Fransa'nın araya girmesiyle Avusturya ve Rusya ile Belgrad Antlaşmaları imzalandı (1739). Bu antlaşmaların yapılmasında yardımı görülen Fransa'nın isteğiyle kapitülasyon­lar genişletildi (1740). Fransa böylece yeni çıkarlar sağladı.

I. Mahmut, 1746'da anlaşma ile biten İran savaşlarından sonra Anadolu'da türeyen, levent eşkıyalarıyla, Hicaz'da çıkan Vehhabi ayaklanması ve daha başka iç olaylarla uğraştı. Bir cuma selamlığından dönerken Topkapı sarayına girdiği sırada öldü.

I. Mahmut yenilik yapmak isteyen bir hükümdardı. Kumbaracı Ahmet Paşaya Kumbaracı ocağının kurulması gö­revi verildi. Onun, Topçu ocağında yaptığı ıslahatla Avusturya ve Rusya'ya karşı başa- ! n kazanıldı. Subayların yetiştirilmesi için Mühendishane Okulu açıldı.

1. Mahmut, devlet işleriyle yakından ilgile­nen, ordunun zaferiyle mutlu, yenilgisiyle üzüntülü günler geçiren bir padişahtı. Divan toplantılarına katılır, halkın yakınmalarını dinlerdi, iyilik yapmayı severdi. Cirit, at koşusu ve yüzme gibi sporlardan hoşlanırdı. Ayaklanma çıkmasından çok çekinirdi.

Şiir ve musiki ile uğraşırdı. Eser besteleyecek kadar musiki bilgisi vardı. Birçok cami, mescit, çeşme ve köşk yaptırdı. Fatih camisi yanındaki kütüphaneyi kurdu. Topuzlu bendini yaptırarak Kasım­paşa, Tepebaşı ve Beşiktaş semtlerinin su sorununu çözümledi. Nuru Osmaniye cami- isinin yapımını başlattı. Zayıf, kısa boylu, yumuşak tabiatlı bir kişi idi.

kategori: 

Yeni yorum ekle

Zircon - This is a contributing Drupal Theme
Design by WeebPal.