Davranış Psikolojisi Nedir?


data-ad-client="ca-pub-8447255288543551"
data-ad-slot="3941138620"
data-ad-format="auto">

Davranış, en genel anlamda, insan ve hay­vanın gözlenebilir herhangi bir faaliyeti.

Bir organizmanın karşılaştığı herhangi bir durum karşısında takındığı top yekun cevap davranış sayılır. Bu cevap, tepki tarzı, ister kasların hareketleri ve salgı bezlerinin faaliyetleri şeklinde olsun, ister organizmanın ortaya çıkan bir ihtiyacı karşılamak için, enerji harcayarak gösterdiği faaliyet olsun, yine de davranıştır. Yeter ki bu davranış­lar, bir gözleyici tarafından veya tecrübeli birinin aletleriyle yahut da organizmanın kendisi tarafından gözlenebilir olsun.

Demek ki, davranış, şimdi, şu anda gözle­nilen şeydir; dolambaç kutusunda farenin hareketi; bırakıldığında bebeğin tepkisi veya bir yetişkinin matem yahut başına talih kuşunun konduğu haberini aldığında gösterdiği hareket, hep birer davranış örneğidir. Davranışın psikolojik olarak incelenmesi, nispeten yenidir. Daha önceki inceleme metodu, tamamıyla içe bakışa ve sübjektif olarak anlatmaya dayanıyordu. Gerçi bunlar da insanın tecrübesi veya iç yaşayışı hakkında bazı ipuçlarını, belli etmeye yardım eder. Bir dişçinin koltuğunda oturan bir kimsenin, dişinin ağrımasından bağırması bir davranıştır; fakat onun hissettiği ağrı ise, onunla ilgili bir tecrübedir.

Bir bakıma, psikolojiye, tecrübi ilim olarak tarihi başlangıcına uygunluğu itibariyle
davranış ve tecrübenin ilmi denebilir.

Davranış Bozukluğu: Psiko-nörotik tepkileri, psikoz’a bağlı tepkileri, şahsiyet bozuklukları ve kronik (müzmin) hal almış beyin arazlarıyla ilgili genel bir terim olup, “zihin veya ruh bozukluğu” yahut “ruh veya akıl hastalığı” anlamına da gelir. Ruhi çatışmalardan ileri gelen toplum dışı davranış, davranış bozukluğunu gösterir.

Davranışçılık, (Davranımcılık, Behavi­orism), içebakış metodunu red edip, psiko­lojinin ancak gözlenebilir davranışla sınırlı olması gerektiğini ileri süren bazı tecrübi psikoloji taraftarlarının Watson, (1878- 1952), Bekhterev (1857-1927) ve Pavlov (1840-1936)’un kurup geliştirdiği XX. yüzyıl başında savundukları psikoloji görüşü. Davranışçı görüşün belli başlı üç özelliğini şunlar oluşturur:

1- Davranışın -yapı taşları- unsurları ola­rak şartlı refleksler önemlidir.

2- öğrenilmemiş davranıştan ziyade öğre­nilmiş olana bakmak gerekir;

3- Hayvan davranışını esas almak lazım­dır. Davranışların en iyi örneğini refleksler­de gören bu görüş sahipleri, XX. yüzyıl ba­şında davranışçı okul olarak psikolojiye damgalarını basmışlardır.

Davranış İlimleri, daha ziyade psikoloji, sosyoloji ve sosyal antropoloji disiplinle­rinin kuşattığı ilim alanları. Bununla bera­ber, Fizyolojik Psikoloji, Arkeoloji, Tek­nik Lengüistik ve Fizik Antropolojinin ço­ğu kısımları davranış ilimleri dışında tu­tulmalı; ancak Beşeri Coğrafya, Psikiyatrinin birazı ile Ekonomi, Siyasi İlimler ve Hukuk’un davranışla ilgili kısımları dav­ranış ilimlerinden sayılmalıdır. Bir anlayışa göre de Zooloji’nin ve Tarih’in bazı görünüşleri de davranış ilimlerine dahil edilmeli­dir. Bu kadro içinde davranış ilimleri ile sosyal ilimler çok defa birbirinin yerine kullanılmakta ve karıştırılmaktadır.

Tags: 

kategori: 

Yeni yorum ekle

Zircon - This is a contributing Drupal Theme
Design by WeebPal.